Yazar olmak için tıklayınız!

‘ Diş Sağlığı ’ Etiketli Yazılar

 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Dişlerin Görevlerine Göre Farklı Yapıları Vardır;

1- Kesici Dişler

Alt ve üst çenedeki ön dişler Kesici Diş olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri ise 6-7 mm. arasındadır.

2- Kaninler (Köpek Dişleri)

Köpek dişi ve göz dişi adı da verilen kaninler kesici dişlerden sonra gelir, alt ve üst çenede sağlı-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

3- Azı Dişleri

Kaninlerin arkasında, azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri, her bir yarım çenede, iki küçük azı, üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.

Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere �tüberkül� adı verilmektedir.

4- Akıl Dişleri – Üçüncü Büyük Azılar = Yirmi yaş Dişleri

Akıl dişleri ayrı bölümde incelenmiştir. Burada, sadece şekillerinin ve kök sayılarının çok değişik olduğunu belirtmekle yetiniyoruz.

Okunma: 102

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

dişler ne işe yarar?

Dişler sindirim sisteminin başında besinlerin ufalanıp parçalanmasına, koparılmasına yardım eder. kendini çevreleyen destek dokuları korur ve gelişmelerini sağlar. konuşmayı ve seslerin doğru bir şekilde çıkmasını sağlarlar. estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir.

Okunma: 124

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Ağız ve Dişler Hakkında Genel Bilgi

dişlerin yapı maddesi nedir?
diş mine, dentin, sement ve pulpadan (diş özü) oluşur.


  • mine: vücuttaki en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97 si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen apatit kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

  • dentin: minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75′ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70 i mineral tuzları; % 20 si organik madde ve % 10 u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere Odontoblast denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000′e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

  • pulpa (diş özü): dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. Pulpa adı da verilen diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.

  • sement: kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar.
  • %65�i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna Hipersemontoz denir.

Okunma: 90

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Çürük Diş Tedavisi

Diş sert dokularının madde kaybı ile birlikte ilerleyen hastalığına çürük denir. diş sert dokularında kaybolan maddeyi yerine koyacak bir yenileme ya da tamir olayı olmaz. yani çürükte madde kaybının dokularca tamir olanağı yoktur. ayrıca çürük boşluğu çürütücü etkenlerin yerleşmesi, gelişmesi ve korunması için bir barınak teşkil eder.bu nedenle çürük tedavisinde başlıca iki çaba vardır: Çürütücü etkenlerin barınağını ortadan kaldırmak ve dişteki madde kaybını birtakım dolgu malzemeleri ile gidererek tekrar iş görür hale getirmek… eğer elimizde çürüyerek kaybolan diş dokularını fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine sahip ve tedavi edilecek dişe mükemmel bir şekilde yapışıp kaynaşabilecek bir dolgu maddesi bulunsaydı çürüğü temizlemek ve doldurmak basit bir işlem olurdu. ancak bugün bu özelliklerin tümüne sahip bir dolgu maddesi olmadığı için, ön dişlerde estetiği arka dişlerde de dayanıklılığı sağlayan çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. bu maddelerin değişik özellikleri nedeniyle dolgu yapma tekniklerinde en uygun şekil ve yöntem dişten dişe değişmektedir.

Okunma: 126

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...

Tel Takarken veya Çıkarırken Acır mı?

Tellerin takılmasında veya çıkarılmasında hastalara ağrı verecek bir durum yoktur.Sadece braketler biraz çekilir.

Okunma: 121

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Bazılarımızda olan parmak emme alışkanlığının nedenleri şunlardır:

*Ani olarak anne memesi veya biberondan kesilme

*Bebek beslenirken emmesini çok kısa sürede sonlandırmak

*Bebeğin beslenmesini uzun aralıklar olacak şekilde değiştirmek

*Parmak emme alışkanlığında erken dönemde hiç önlem alınmaz. Bu devrede alışkanlığı önlemek, çocuğun fizyolojisini etkileyeceği için zararlıdır.Parmak emme alışkanlığının tedavisi için kesin bir yaş söylenemez. Uygun zaman ayarlanması her çocuk için ayrı ayrıdır. Alışkanlığın derecesi, çocuğun geçmişi zaman ayarlanmasını etkiler. Genel olarak parmak emme 3.5 yaşından sonrada devam ediyor ise tedavisine başlanmalıdır.Bu alışkanlığı sürdüren çocukta, emilen parmağa ve sayısına göre etki alanında bulunan alt ve üst dişlerde yer değiştirmeler ve kapanış düzensizlikleri görülecektir.

*Yalancı Emzik: Fizyolojik özellikleri olan bir emziğin 1.5 yaşına kadar emilmesi zararlı değildir. Hatta çocuğun parmak emme gibi kötü bir alışkanlık edinmesini önleme yönünden yararlıdır.Yalancı emzikler sürekli olarak kullanıldıkları zaman, etki alanları içindeki dokulara uzun süreli anormal etki yapacağı için o bölgelerde düzensizlik ve çeşitli kapanış bozukluklarına neden olmaktadır.

*Yatış Şekli: Yatış şekli, çoğunlukla alt çenenin yatma sırasındaki konumunu belirler. Bu da bize alt çenenin ortalama günde 8 saat hangi konumda olduğu hakkında bilgi verir.Örneğin yüzü koyun yatan bir çocuk ile sırt üstü yatan bir çocukta alt çenenin konumu farklıdır. Uyurken sürekli aynı tarafa yatıp elini veya yumruğunu yüzü ile yastık arasına koyma alışkanlığı olan kişilerde o tarafta yüz devamlı bir basınç altında bulunacağı için ortodontik problemler çıkabilir.

*Diş sıkma, tırnak yeme, kalem ısırma, dudak ısırma gibi kötü alışkanlıklar.Süt dişlerinin erken kaybı.

*Dişeti problemlerine bağlı diş düzensizlikleri.

*Diş kaybına bağlı olarak meydana gelen düzensizlikler.

*20 yaş dişlerinin öndeki dişleri sıkıştırmasına bağlı düzensizlikler.

*Genetik olarak yatkınlık.

*Hormonal düzensizlikler, sistemik hastalıklar

Okunma: 132

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Diş Eti Hastalıklarına Neden Olanlar

GENETİK FAKTÖRLER

Yapılan araştırmalara göre %30 oranında genetik bir yatkınlık vardır. Ayrıca ağız bakımının kötü olması ile dişeti hastalığının gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi olan bir kişi var ise mutlaka bir dişeti uzmanına siz de muayene olun.

SİGARA

Hepimizin bildiği gibi sigara kanser, akciğer, kalp hastalıkları gibi bir çok önemli rahatsızlıklara sebep olur. Tüm bunların dışında ağız içi mukozası ve dişetleri için de çok zararlıdır. Dişetlerinin yumuşamasına ve dişeti hastalıklarının gelişmesine neden olur.

İLAÇ KULLANIMI

Doğum kontrol hapları, anti-depresanlar, kalp ilaçları ağız sağlığınızı etkiler. Bu yüzden bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız lütfen diş hekiminizi uyarınız ve ağız hijyeninize ayrıca önem veriniz.

HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

Hamilelik, puberte, menapoz, mensturasyon gibi hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde ağız hijyeninize ayrıca özen göstermeniz gerekmektedir. Diş etleriniz bu dönemlerde daha hassas olur. Diş eti hastalığına yatkınlık artar.

STRES

Hipertansiyon, kanser gibi pek çok rahatsızlığın nedenlerinden biri olmasının yanında dişeti hastalıklarının da risk faktörlerindendir. Araştırmalar göstermiştir ki periodontal hastalıklarda dahil olmak üzere stres vücudun enfeksiyonla mücadelesini zorlaştırmaktadır.

DİŞ SIKMAK VEYA GICIRDATMAK

Diş ve dişeti arasındaki kuvvetin azalmasına neden olarak periodontal doku yıkımına sebep olurlar. Diş etlerindeki çekilmenin bir sebebi de diş sıkmaktır. Mutlaka gece plağı takılarak bu sıkmanın durdurulması gerekir.

KÖTÜ BESLENME

Vücudun, immun (bağışıklık) sisteminin zayıflamasına ve buna bağlı olarak, diş eti enfeksiyonu da dahil olmak üzere enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşmasına neden olur (Bakınız, Dengeli beslenme ve diş sağlığı).

DİABET-ŞEKER HASTALIĞI

Diabet hastaları periodontal (diş eti) enfeksiyon açısından yüksek risk grubuna girerler. Mutlaka rutin diş eti kontrollerini bir diş eti uzmanına (periodontolog) yaptırarak ağız hijyenlerine ayrıca özen göstermelidirler.

KÖTÜ YAPILMIŞ KURON KÖPRÜ VE DOLGULAR
Dişetine basan ve taşkın yapılmış dolgu, kuron ve köprüler dişetlerinde problem oluşturur

Okunma: 109

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Dişlerimizi Nasıl Fırçalamalıyız?

Tesirli bir diş fırçalama metodu hususunda fikir birliği olmamakla birlikte (diş hekimi tarafından hastaya tavsiye edilen bir metot yoksa) diş etinden dişe doğru yapılan süpürme tarzındaki fırçalamalar tercih edilebilir. Alt ve üst çene dişleri birbirinden bağımsız olarak fırçalanır. Fırça kıllarının bir kısmı diş etinde, bir kısmı da diş üzerinde olacak şekilde 450′lik açıyla fırça yerleştirilir ve üst çenede yukarıdan aşağıya doğru, alt çenede ise aşağıdan yukarıya doğru tek taraflı olarak dişler fırçalanır. Fırçalama belli bir düzen içinde yapılmalı ve dişlerin yanağa-dudağa bakan yüzeyleriyle birlikte damağa-dile bakan yüzeyleri de fırçalanmalıdır. Dişlerin fırçalanmasından sonra, üzerinde birçok bakteri birikebileceğinden, dilin üst yüzeyinin de fırçalanması unutulmamalıdır. İleri-geri yapılan yatay fırçalamalar ve aşağı-yukarı yapılan dikey fırçalamalar, dişlerde aşınmaya ve diş eti çekilmesine sebep olabilir. Fırçalama teknikleri kişiden kişiye değişebileceğinden, bu tekniklerin en sağlıklısı, bir hekim tarafından tavsiye edilendir.

Okunma: 148

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Diş Fırçası Nasıl Olmalıdır?

Diş fırçalarını iki adet başlıkta ele alırsak;

Elle kullanılan diş fırçaları; fırça kıllarının dizilişi, sertlik, uzunluk, boyut ve şekle göre farklılıklar gösterir. Fırça seçiminde, kılların çok sert olmamasına, naylondan yapılmış, kıl uçlarının yuvarlatılmış, fırçadaki kıl demetlerinin enine 3-4, boyuna 6-7 sıra olmasına dikkat edilmelidir. Yaygın diş eti çekilmesi ve soğuk-sıcak hassasiyeti olan kişilerde yumuşak fırça kullanılması tavsiye edilse de, dişlerin tam temizlenememe ihtimali vardır. Bunun aksine, çok sert fırçaların kullanılması (daha müessir bir temizlik sağlamasına rağmen) diş eti çekilmesine, bakterilerin kolaylıkla kana karışmasına, dişte aşınmalara ve diş etinde ağrılı yaralanmalara sebep olabilir. Küçük başlıklı fırçalar, büyük başlıklı fırçalara göre, ulaşılamayan bölgelere daha kolay ulaşmayı sağlar. Bu tür fırçalar, kusma refleksi olan hastalar için de bir tercih sebebidir.
Elektrikli diş fırçaları; daire, elips veya bunların birleşimi şeklinde hareket eder. Elektrikli diş fırçalarının diş yüzeylerinden bakteri plâklarının uzaklaştırılması açısından elle kullanılan fırçalara bir üstünlükleri gösterilememiştir. Çocukların, yaşlıların, fizikî engellilerin ve zekâ geriliği olanların, hastahanede yatan hastaların ve özellikle ortodontik tedâvi görenlerin elektrikli diş fırçası kullanmaları tavsiye edilebilir. Çünkü bu kişiler ellerini çok iyi kullanamadıklarından, elle fırçalama yapmakta başarısız olabilirler.

Okunma: 152

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
27 Eylül 2008, Cumartesi

Hepimiz sağlıklı dişlere aship olmak isteriz.Bunun için ise kimilerimiz bazen dişlerini fırçalar kimilerimiz her zaman dişlerimizi düzenli fırçalarız.Ama tam sağlıklı dişlere sahip olmamız için sadece dişlerimizi fırçalamak yetmez.Bunun yanında 6 ayda bir kesinlikle bir diş hekimine gidip kontrol yaptırmalı,geceleri yatmadan once dişlerimiizi fırçaladıktan sonrada kesinlikle diş ipi kullanmalıyız.

Okunma: 188

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...