Yazar olmak için tıklayınız!

‘ Sağlık haberleri ’ Etiketli Yazılar

 
18 Aralık 2008, Perşembe

Büyülü Gülüşünüzle Bir Adım Önde Olun

Yüzdeki gülümseme hem kişiyi hem çevreyi mutlu eder, etrafa pozitif enerjiler gönderir, içinize mutluluk dolmasına neden olur. Ancak gülümsediğinizde ortaya çıkan görüntünün güzel ve sağlıklı olmasının da bunda payı oldukça büyüktür.

Kahve, çay, kola, sigara gibi dış etkenler ya da yaşlılık gibi doğal sebepler yüzünden dişlerde lekelenmeler, sararmalar görülebilir. İlerleyen teknoloji ve diş hekimleri sayesinde ise diş beyazlatma işlemi ile dişlerin rengi 2–10 tona kadar açılarak beyazlatılabiliyor.

Diş hekimi Metin Şanap konuyla ilgili şunları söylüyor, “Diş beyazlatmanın günümüzde, kullanılan en yaygın kozmetik uygulama olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle piyasada, hatta marketlerde bile beyazlatma ürünleri satılmaya başlanmıştır. Ancak bu son derece yanlıştır. Çünkü diş beyazlatmanın kozmetik ürünlerle değil hekim kontrolünde uygulanması diş ve dişetleri açısından daha sağlıklı olacaktır. Hastalarım bana ilk geldiklerinde diş beyazlatma konusunda acaba hangi yöntem benim için uygundur, dişlerim ne kadar beyazlar, beyazlatma kalıcı olur mu? Gibi sorular sormaktata. Biz kliniğimizde öncelikle diş beyazlatmak için gelen hastamızı muayene ediyor ve daha sonra hasta için en uygun tekniği uyguluyoruz. Profesyonel diş beyazlatma ile 1 saat kadar kısa bir sürede dişleri 2–10 tona kadar beyazlatıp hastamızı gönderiyoruz.”

Diş hekimi Metin Şanap, yapılan beyazlatma işleminin 2–3 yıl dayanıklılığı olduğunu böylece uzun süre sağlıklı ve beyaz dişlere sahip olacağınızı da belirtiyor.

Okunma: 69

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
18 Aralık 2008, Perşembe

Tekrarlayan Düşüklerin Nedenleri

Pek çok kadının korkulu rüyası düşük yapmaktır. Ancak her düşük diğer hamileliğin de başarısız olacağı anlamına gelmez. Tekrarlayan düşükten söz etmek için arka arkaya 2′den fazla hamileliğin düşükle sonuçlanması gerekir. Düşükler gebeliğin ilk 3 ayında (erken düşükler) olabildiği gibi ikinci 3 ayda (geç düşükler) da olabilir. 5. ay ile 7. ay arasında gebeliğin sonlanmasına immatür doğum, 7. aydan sonra gebeliğin sonlanması prematür doğum olarak adlandırılır. Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından ve www.tupbebek.com sitesi medikal direktörü Dr. Senai AKSOY gebeliğin sonlandığı aylara göre değişebilen düşük sebeplerini aşağıdaki gibi sıralıyor:

Yaş: Özellikle 35 yaşından sonra olan gebeliklerde düşük oranının daha yüksek olduğu kabul edilir. Bu oran 40 yaştan sonra daha da artar. Suçlanan sebepler arasında en sık olan bozuk oluşan gebelik ürünüdür.

Hormonal sebepler: Yumurtlama sonrası geçen devrede rol oynayan progesteron hormonunun yetersiz salgılanması ile beraber olan bu duruma Luteal Faz Yetersizliği adı verilir. İlk 3 ayda meydana gelen düşüklerde önemli bir yer tutar. Ayrıca tiroit fonksiyonlarındaki bozukluklar (tiroit bezinin yavaş veya hızlı çalışması) da düşüklere sebep olabilir.

Rahim ile ilgili sorunlar: Rahim ile ilgili doğuştan veya sonradan meydana gelen sorunlar erken ve geç düşüklere sebep olabilir. Doğuştan rahimdeki şekil bozuklukları hem erken, hem geç düşüklerde rol oynar. Çift rahim ve septum adı verilen rahmin daralmasına sebep olan bu sorunların giderilmesi ile başarılı gebelikler elde edilir. Daha öncede geçirilen rahim operasyonları (miyom alınması, kürtaj) sonucunda rahimde bazı yapışıklıklar ve rahmin daralmasına bağlı gebelik kayıpları meydana gelebilir. Rahim içindeki diğer sorunlar (polip ve miyomlar) da aynı sebeple gebelik kayıplarına sebep olabilir. Rahim kanalının doğuştan veya sonradan yetersiz olması sebebiyle özellikle 4. ve 5. aylarda düşükler meydana gelebilir. Bu sorunu olan kadınlarda 4. – 5. aylarda rahim kanalı belirti vermeden açılır ve su kesesi dışarı çıkar ve sonuçta su gelmesi ve bebek kaybına sebep olur.

Otoimmun hastalıklar: Otoimmun hastalıkları insan vücudunun kendi hücrelerine karşı düşmanca davranması olarak tanımlayabiliriz. İnsan vücuduna giren mikroplara karşı vücutta harekete geçen bağışıklık savunma mekanizmaları kendi organlarına karşı da harekete geçerek zarar verir. Özellikle böbrek ve bağ dokuları hasar görür. Sistemik lupus eritematosus, antifosfolipid sendrom bu hastalıklara örnek olarak gösterilebilir. Bu maddeler plasentayı da etkilediğinde gebelik kayıplarına sebep olur.

Şeker hastalığı: Diyabet olarak adlandırılan bu hastalıkta gebelik kayıpları oldukça yüksektir.

Sigara ve alkol bağımlılığı: Gebelikte sigara ve alkol kullanan kadınlarda düşük oranının yüksek olduğu bilinir.

Sebebi açıklanamayan gebelik kayıpları: Düşüklerin yaklaşık % 20 kadar bölümünde tüm tetkiklere rağmen bir sebep bulunamaz.

Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?

2′den çok gebelik kaybı olan kadınlarda yukarıda anlatılan sebepleri ortaya çıkarmak için çeşitli tetkikler yapılır.

Kan testleri: Progesteron, prolaktin, FANA, anti DNA, ACA Ig, LE hücresi, OGTT, TSH, T3 ve T4.

Rahim röntgeni: Dölyatağındaki sorunları saptamak için adet kanaması bitiminde çekilen röntgendir.

Ultrasonografi: Rahim bozukluklarına sebep olan miyom ve diğer kitleleri saptamak için kullanılır.

Histeroskopi ve laparoskopi: Tanı ve tedavi amacıyla yapılan operasyonlardır.

Tedavi nasıl yapılır?

Tedavi sebebe yönelik yapılır. Bunlardan biri progesteron hormonu içeren ilaçlarla takviye. Tiroit fonksiyonlarındaki bozukluklar saptanırsa tedavisi yapılır. Şeker hastalığı saptanırsa, kan şekeri düzenlendikten sonra gebeliğe izin verilir. Rahimdeki şekil bozuklukları histeroskopi ile giderilebilir. Amaç azalmış olan rahim hacmini normale yakın hale getirmek. Rahim kanalındaki yetersizliğe yönelik gebeliğin 3 ayından sonra cerclage adı verilen dikiş yapılır. Otoimmun hastalıklarla ilgili testlerdeki anormallikler saptanmışsa aspirin ve heparin adı verilen ilaçlarla tedavi alternatifi mevcuttur.

Okunma: 94

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
18 Aralık 2008, Perşembe

Erkeklere Özel Kırmızı Işık!

Gece sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma şikayetleri ile kendini gösteren prostat büyümesine karşı yeni kuşak lazer tedavide kullanılıyor. Yeni lazerin uygulanması ile ilgili yurt dışında ve ülkemizde yabancı doktorlara eğitim veren Prof. Dr. Ali Erol, “Lazerle yapılan prostat ameliyatları sonrası hastanede kalış ve sonda uygulama süresi daha kısadır. Kanama riski daha azdır, kan sulandırıcı hastalarda da kullanılabilir” dedi.

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Erol, günümüzde prostat büyümesine karşın “Kırmızı Işık” adı verilen yeni kuşak lazerin uygulandığını belirtti. Erol, lazer yöntemleri hakkında şöyle konuştu: “Prostat büyümesinde birkaç çeşit lazer, faklı teknikler uygulanarak kullanılabiliyor. Bunlar arasında halk arasında buharlaştırma veya tıp dilinde vaporizasyon denilen yöntem en yaygın olanıdır. Lazer yöntemleri ABD’de prostat büyümesine yönelik tüm ameliyatların üçte birini oluşturuyor. En sık kullanılan lazer yeşil ışık veya green light denen lazer türüdür. Bu buharlaştırma amacı ile kullanılıyor. Son zamanlarda ‘diode 980 lazer’ aynı amaçla kullanılmaya başlandı.”

Erol, lazerle prostat ameliyatlarının hasta için avantajları hakkında bilgi verdi: “Lazerle yapılan prostat ameliyatları sonrası hastanede kalış süresi ve sonda uygulama süresi daha kısadır. Endoskopik (TUR) tedaviye göre kanama riski daha azdır ve kan sulandırıcı hastalarda da kullanılabilir. Ayrıca anestezi alamayacak hastalarda lokal anesteziyle de uygulanabilir.”

YABANCI DOKTORLARA TÜRKİYE’DE EĞİTİM

Yeni kuşak lazerle tedavi konusunda yurt dışındaki meslektaşlarına da eğitim veren Prof. Dr. Ali Erol, “Düzenli çalıştaylarla Türkiye’de Medical Park bünyesinde ve yurt dışında sertifikalı eğitici olarak eğitim veriyorum. Temmuz’da Malezya’da lazerle prostat ameliyatları eğitimi vermek üzere Kualalumpur’a gittim. 4 gün boyunca prostat ameliyatlarının yanı sıra konu ile ilgili konferans verdim. Ekim başında 9. Asya Üroloji Kongresi çerçevesinde Yeni Delhi’de All India Enstitüsü’nde yapılan çalıştayda izleyicilerle interaktif lazerle prostat ameliyatı uygulamaları gösterdim. Ülkemizde de Haziran ve Ekim aylarında yabancı doktorlara eğitim verdim.“

Prostat Büyümesinin Belirtileri:

İdrar akımının kuvvetinde azalma
İdrar akımının çapında azalma
İdrar yaptıktan sonra damlama
Mesanenin tam boşalmadığı hissi
Gece idrara kalkma
Sık idrara çıkma
Ani ve şiddetli idrar hissi
İdrar yaparken yanma ve ağrı
İdrar yapmaya başlamada zorluk

Okunma: 109

12345 (1 oy, ortalama: 1,00/5)
Loading ... Loading ...

Ağız Sağlığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Diş hekimliğindeki hızlı gelişmeler ve bunların ağız ve diş sağlığına olan olumlu etkilerine rağmen birçoğumuz halen kulaktan dolma bilgileri uyguluyoruz. Halk arasında doğru olduğuna inanılan birçok bilginin aslında yanlış olduğunu belirten Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bildiğimiz yanlışları ve yaptığımız hataları anlattı.

Dişleri sert bir şekilde fırçalamak parlamasına neden olur

Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek, parlatmak yerine dişlerin mine tabakasında aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakasının aşınması sonucunda da alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

Eğer dişlerimde görülen bir problem yoksa diş hekimini ziyaret etmeme gerek yoktur.

Dişlerinizde görünen bir problem olmaması diş hekiminize yapacağınız genel kontrollerinizi aksatmanız için bir neden değildir. Bireylerin dişlerinde hissedilen bir rahatsızlık duymadıkları takdirde diş hekimi ziyaretlerini ertelediklerini ancak bu durumda diş hekimlerinin erken teşhiste bulunamayıp hastaların daha büyük problemlerle karşı karşıya kaldıklarını belirten Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk altı ayda bir yapılacak olan diş hekimi ziyaretlerinin ağız ve diş sağlığı için oldukça önemli olduğunu ve ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.

Ailemin dişleriyle ilgili problemi yok dolayısıyla benimde endişe etmeme gerek yok

Ağız ve diş sağlığında genetik özellikler küçük bir rol oynar. Ağız ve dişlerinizin sağlığı sizin onlara ne kadar iyi baktığınızla, ağız ve diş bakımınızı ne kadar düzenli yaptığınızla alakalıdır.

Dişlerimi günde bir kereden fazla fırçalamak diş mineme zarar verebilir

Dişlerinize ve dişetlerinize hasar vermemesi için birçok diş hekimi yumuşak diş fırçaları önerirler. Böyle fırçalar kullandığınız sürece dişlerinizi günde iki kere fırçalamadan dolayı bir problemle karşılaşmazsınız.

Dişleri beyazlatmak için karbonatla fırçalamak gerekir

Dişleri karbonatla fırçalamak beyazlatmanın aksine dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek diş fırçalamak kadar etkilidir

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek dişlerinizi temizlemek, nefesinizi ferahlatmak gibi etkileri olsa da plakları temizlemede dişlerinizi fırçalamanın yerini alamaz.

Eğer dişiniz ağrıyorsa ağrıyan dişinizin üstüne asprin ya da kolonya koyun

Ağrıyan dişinizin olduğu bölgeye asprin ya da kolonya koymak “alkol, asprin yanığı” denilen komplikasyonlara neden olur.

Diş beyazlatma diş minesine zarar verir

Diş hekimliğinde kullanılan son teknolojiler sayesinde artık dişlerinize yapılacak olan estetik uygulamaların çok kolay ve son derece güvenli olduğunu belirten Diş Hekimi Onur Öztürk estetik uygulamalardan diş beyazlatma işlemini yaptırmak isteyen hastaların bunu diş hekimi kontrolünde güvenle yaptırabileceklerini, diş beyazlatma da kullanılan yöntemlerin diş hekimi kontrolünde yapıldığında diş minesine zarar vermediğinin altını çizmektedir.

Okunma: 142

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
10 Aralık 2008, Çarşamba
Dahiliye uzmanı Kenan Tetik, kış aylarında el ve ayaklarında aşırı üşüme ve zor ısınma şikayetinin kansızlık belirtisi olabileceğini söyledi.

Tetik, kırmızı kan hücreleri içinde bulunan ve oksijen taşımakla görevli hemoglobin molekülünün azalmasının kansızlık olarak nitelendirildiğini belirterek, bu moleküllerin çoğalması için demire ihtiyaç olduğunu kaydetti. Dengeli ve yetersiz beslenmenin kansızlığa yol açabileceğini dile getiren Tetik, “Aşırı üşümesi olanların mutlaka bir hekime giderek kanlarını kontrol ettirmeleri gerekir.” dedi.

Vücutta farkında olunmayan iç kanamaların da kansızlığa sebep olabileceğini ifade eden Tetik, rasgele ilaç kullanmak yerine kansızlığın sebebinin araştırılarak doğru tedavi uygulanmasının çok önemli olduğunu dile getirdi. Tetik, “Kansızlık beslenmeden kaynaklanıyorsa demir destekli bir beslenme önerisi ile sorun aşılabilir. Kansızlığın arkasında karaciğer, böbrek ve kanser gibi ciddi rahatsızlıklar da olabilir. Doğru teşhis ve tedavi için mutlaka uzman bir doktora başvurulmalıdır” diye konuştu.

(CİHAN)

Okunma: 82

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
20 Kasım 2008, Perşembe

- Ayakta durarak veya yürüyerek daha fazla zaman geçirin.
- Ev veya bahçe işlerine daha çok zaman ayırın.
- Telefonda konuşurken ayakta durun.
- Her gün yarım saat daha az televizyon izleyin.
- Televizyon izlerken ütü yapın.
- Kısa mesafelerde araba kullanmayın.
- Arabanızı alışveriş yapacağınız süpermarketin otoparkının en uzak köşesine park edin.
- Merdivenleri birkaç kalori daha yakma fırsatı olarak görün.
- Ev işi yaparken kendinizi daha canlı hissetmeniz için hareketli müzikler dinleyin.
- Çocuklarla oynarken daha aktif olun.
- Arkadaşlarınızla yemek-içme dışında çeşitli aktiviteler için de bir araya gelin.
- Sizi aktif kılacak yeni bir hobi edinin.
- Aktiviteyi bir görev olarak değil, kendinizi rahatlatmak için bir fırsat olarak görün.

Okunma: 100

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...

Serbest çalışan hekimlerin muayenehanelerinde POS cihazı bulundurma zorunluluğu 1 Haziran yerine 1 Eylül 2008 tarihinde başlayacak.

5 Ocak 2008’de Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle serbest meslek faaliyeti icra eden hekimler (diş hekimleri ve veteriner hekimler dahil) için getirilen, iş yerlerinde kredi kartı okuyucusu (POS cihazı) bulundurma zorunluluğu, 3 ay erteleniyor. Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve uygulamanın başlangıç tarihini 1 Haziran 2008 yerine, 1 Eylül 2008 olarak düzenleyen Tebliğ Taslağı, önceki akşam Başbakanlığa gönderildi. Buna göre serbest çalışan hekimler, diş hekimleri ve veteriner hekimler, 1 Eylüle kadar, tebliğle özellikleri belirlenen POS cihazlarını temin işlemini tamamlayacak. Bu tarihten itibaren de kredi kartı ile yapılan ödemelerde bu cihazlar kullanılacak. Söz konusu cihazlarla düzenlenecek POS fişleri de, mükelleflerce yürütülen serbest meslek faaliyetinde, Vergi Usul Kanununa uyumlu ‘’serbest meslek makbuzu” olarak kabul edilecek. CİHAZ VE BELGELERİN ÖZELLİKLERİ Düzenleme uyarınca, hekimlerce kullanılacak POS cihazları ve bunların üreteceği belgeler, şu özelliklere sahip olacak: -Belge üzerinde mükellef bilgileri, tarih, saat, sıra no, hizmetin cinsi, vergi tutarı bilgileri ile ”Bu belge V.U.K uyarınca serbest meslek makbuzu yerine geçen belge hükmündedir” ibaresi yer alacak. -POS’lardan her günün sonunda günlük kapanış raporu (Z raporu) alınabilecek. -POS cihazlarında bilgilerin kolaylıkla kararıp, silindiği, mikrokapsüllü karbonsuz kopyalama kağıt ruloları kullanılmayacak. Tebliğ çerçevesinde, hekimler, 1 Eylül 2008 tarihinden itibaren, iş yerlerinde sadece bu özelliklere sahip POS cihazı bulunduracak ve kullanacak. Gerekli şartları taşımayan POS cihazları da, bankalar ve katılım bankaları tarafından ya toplanacak ya da belirtilen esaslara uygun hale getirilecek. Hekimler, yeni uygulama döneminde POS’ları kullanmak suretiyle yaptıkları tahsilatlarda, müşterilerine POS cihazından çıkan belgeleri verecek. Müşteri tarafından talep edilse dahi başka belge düzenlemeyecek. Cihazların özelliğinden ve kredili satışlara ilişkin mevzuattan dolayı belgenin birinci nüshasının mükellefte kalması durumunda, müşteriye verilen ikinci nüsha, vergi uygulamalarında asıl belge gibi mütalaa edilecek. Hekimler, POS’ları kullanarak hizmet verdikleri her günün sonunda kapanış raporu alacak ve bu raporları gerektiğinde Bakanlık görevlilerine ibraz etmek üzere saklayacak. Kredi kartı kullanılmaksızın ödenen hizmetlerde ise eskiden olduğu gibi serbest meslek makbuzu düzenlenmeye devam edilecek. HEKİMLER BASTIRIYOR AMA GERİ DÖNÜŞ YOK Bu arada Maliye Bakanlığı yetkilileri, hekimlerin iş yerlerinde POS cihazı bulundurma zorunluluğunda, kesinlikle geri adımın söz konusu olmadığını bildirdi. Türk Tabipler Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin sisteme pek taraftar olmadığını belirten Bakanlık yetkilileri, şu değerlendirmede bulundular: ”Ancak uygulamadan kesinlikle geri dönüş yok. Bankalar da buna hazır. Biz, Ocaktaki tebliğ öncesi, bankalarla bu konuda çok sayıda toplantı yaptık ve varılan mutabakat sonrası bu tebliği yayımladık. Hekimlere de, uygulama için 6 aylık süre verdik. Ancak meslek örgütleri, POS cihazlarının temini ve yazılımda gecikme yaşandığı yolunda bize başvuruda bulundu. Bu nedenle de kendilerine 3 ay ek süre verildi. Bu süre içinde POS cihazları alınmış olur ve 1 Eylülden itibaren de sistem devreye girer.”

Okunma: 73

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
23 Mayıs 2008, Cuma

İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları..
Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler arasında çok fazla alkol; bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar; yorgunluk ve iyileşme stresi, korku, evlilik çatışmaları, önceki cinsel sorunlar, ailevi, hukuki ya da mali sorunlar veya depresyon ya da diğer stresler geliyor. Kadınların cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.

YÜZEYSEL NEDENLER
Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).
(daha fazla…)

Okunma: 85

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
23 Mayıs 2008, Cuma

Bu mevsim başka türlü geçmez… Hem stres atın hem alerjiden kurtulun.

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Fikret Çınar, ilkbahar mevsiminde insanlar üzerinde oluşan stres ve alerjiden kurtulmak için öpüşmenin yararlı olduğunu kaydetti.

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve aynı zamanda kulak burun boğaz (KBB) doktoru Fikret Çınar, son yıllarda tüm toplumlarda alerjik hastalıklar giderek daha sık görülmekte olduğunu ve bunlardan kurtulmak için öpüşmenin yararlı olduğunu söyledi. Artan alerjik hastalıklar içinde en önde alerjik rinit (alerjik nezle) geldiğini söyleyen Çınar şunları söyledi:
“Hastalık kişilerin yaklaşık yüzde 30′unda rastlanmaktadır. Alerji farklı tepki vermek anlamında bir kelimedir ve alerjik kişiler zararsız maddelere karşı herkeste görülmeyen farklı ve aşırı reaksiyon gösterirler. Bu yanıt burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, aksırma nöbetleri, göz yaşarması, öksürük şeklinde görülebilir.Yani alerjik rinitli bir hastanın bu belirtilerle birlikte yaşam kalitesi son derece kötüleşir. Uykusu bozulan, iş ve okul performansı azalan ,günlük aktivitelerini yapamayan bir kişi ortaya çıkar.”
(daha fazla…)

Okunma: 127

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...