Yazar olmak için tıklayınız!

Böcek ısırmaları için ilk yardım tedavisi nedir?

a.İğne, sokulan yerde kalmışsa, bunun yavaşça ve dikkatle dışa­rı çekilmesi gerekli olacaktır. İğnenin alınırken kırılmama­sı çok önemlidir.

b.Eğer bir kişinin bir ısırmaya karşı allerjik olduğu bilinmekteyse ve ısırma kol veya bacakta olmuşsa, ışınlan yerin üst kıs­mına sıkı bir sargı (turnike) yerleştirilmesi iyi olur. Böylece zehir vücuda daha yavaş yayılacaktır. Sıkı sargı yirmi dakika yerinde kaldıktan sonra bunu çözün, on dakika sonra yeniden koyun ve bu usûle birkaç kez devam edin.
Devamı »

Okunma: 2774

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
 
6 Ağustos 2010, Cuma

Lenf drenaj masajı nasıl yapılır?

Okunma: 2026

12345 (2 oy, ortalama: 5,00/5)
Loading ... Loading ...
 
 
3 Ağustos 2010, Salı

Hamilelikte en çok ölüm gizli katil hipertansiyondan kaynaklanıyor….

DİYARBAKIR’da, Özel Çamlıca Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde görevi Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, Türkiye’de gebelik sırasında anne ölümlerinin yüzde 50’sinin hipertansiyon ve buna bağlı etkenlerden kaynaklandığını söyledi. Dünyada hızla yaygınlaşan hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, “Hipertansiyon genellikli ilk hamilikte görülür, gebeliğin 20’inci haftasından sonra ortaya çıkar. Özellikle hamilelerin sık sık tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekir” dedi.

Op.Dr. Emel Doğan Özdaş, dünyada hızla yayılan hipertansiyonun hamile kadınlar için büyük tehlike yarattığını söyledi. Hipertansiyonu ’sessiz katil’ olarak adlandıran Özdaş, Türkiye’de yaşamını yitiren hamile kadınların yüzde 50’sinin hipertansiyondan kaynaklandığını söyledi. Hipertansiyonun en önemli belirtisinin enseden başlayan baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ve gece sık idrara çıkma olduğunu belirten Emel Doğan Özdaş, “Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez, tamamen tesadüfi fark edilir. Hipertansiyon yaptığı semptomlar itibarı ile genelde hastanın hafife aldığı bir durumdur. Hasta bunları başka hastalığa yorar. Halbuki bir tansiyon ölçüldüğünde durumu görebilir. Hatta hiçbir şikayeti olmayan insanların bile yılda bir defa tansiyonlarını ölçtürmelerinde fayda vardır” dedi.

Hipertansiyonun hedef organının kalp olduğunu söyleyen Özdaş, “Hastalık kalbi yüzde 55 oranında etkiler. Zamanla kalp yetmezliği ve kalpte büyümeden olur” dedi. Hastalığın hamile kadınlarda hamileliğinin 20’inci haftasından sonra ortaya çıktığını ifade eden Özdaş, “Hastalığın asıl kaynağı gebeliğin kendisidir, İlk hamilelikte ve 20 yaş altı ve 30 yaş üzeri halime kadınlarda sık görülür. Annelerde ölüme, erken doğuma, bebeklerde kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, akciğer yetmezliği gibi hastalıklar meydana gelmektedir. Hamililikte hipertansiyondan korunmak için düzenli süt ve süt ürünleri, C ve E vitaminleri çok önemlidir. Bunlar hafif tansiyonun şiddetli hale gelmesini önler. Halime kadınların, sık sık tansiyonlarını ölçtürmesi, kan, idrar testleri yaptırması ve kilo takibi yaptırması gerekir” dedi.

Okunma: 2469

12345 (1 oy, ortalama: 5,00/5)
Loading ... Loading ...
 
 
31 Temmuz 2010, Cumartesi
10 yaşındaki Kübra’nın hayat kurtaran vasiyeti
Televizyonda organ nakliyle ilgili haberlerden etkilenen Kübra Kılıçarslan annesine, “Bana bir şey olursa organlarımın başkalarına hayat vermesini istiyorum” dedi. Bu konuşmanın üzerinden bir hafta sonra trafik kazası geçiren küçük kızın organları hayat kurtardı…

SAMSUN’da geçtiğimiz pazar günü meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 4 gündür yaşam savaşı veren 10 yaşındaki Kübra Kılıçarslan, doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı. Televizyonda görüp, gazetelerde okuduğu organ bağışıyla ilgili haberlerden etkilenip annesine sık sık “Anne ben ölünce organlarımı bağışlayın” diyen Kübra’nın bu isteği yerine getirildi. Küçük Kübra’nın annesi Hacer Kılıçarslan, “Kızımın vasiyetidir” diyerek organlarını bağışladı. Kübra’nın operasyonla alınan karaciğeri, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 3 yıldır organ bekleyen siroz hastası Yusuf Şakar’a nakledilmek üzere, Bursa’dan özel uçakla gelen ekibe teslim edildi. Kübra’nın karaciğeri, 14 yaşındaki Şakar’a nakledildi. Hayatının en güzel gününü 40’ıncı doğum gününde yaşadığını söyleyen anne Müzeyyen Şakar, “Doğum günümde çok güzel bir hediye aldım. Yavrum hayata döndü. Kazaya çok üzüldüm, organ nakli için duyarlı olan aileye ise teşekkür ediyorum” dedi.

Kübra’nın bir böbreği ve korneası ise Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde Sinan Koç (40) ve Sercan Yaşar’a (20) nakledildi.

Küçük Kübra’nın eniştesi Köksal Kılıçarslan ise, “Basından izlediği organ bağışı ile ilgili haberlerden etkilenen Kübra evde annesine her fırsatta ’Anne ben ölürsem organlarımı bağışla’ diyordu. Annesi de ona ’Kızım Allah gecinden versin. Niye öleceksin ki’ diye konuşuyordu. Ama gelin görün ki kader bize yeğenimin ölümünü gösterdi. İçimiz yanıyor” dedi.

Okunma: 2625

12345 (1 oy, ortalama: 5,00/5)
Loading ... Loading ...
 
 
28 Temmuz 2010, Çarşamba

Neden Manikür Ve Pedikür

Bakımlı olmanın ön şartlarından biri de manikür ve pedikürdür. Günlük hayatımızda bütün vücudumuza oldugu gibi el ve ayak bakımınada önem vermeliyiz. Eller iletişim esnasında en önemli unsurlardan biridir. Şeytan tırnaklarına dikkat edilmeli, kişinin yaşına, sezona ve moda renklere göre oje uygulanmalıdır.
Devamı »

Okunma: 2667

12345 (1 oy, ortalama: 5,00/5)
Loading ... Loading ...
 
 
25 Temmuz 2010, Pazar

Bademcik nedir ?
Bademcikler ağız içinde boğazımızın her iki yanında bulunan bağışıklık dokularıdır. Bunlar vücudun savunma sisteminin bir parçasıdırlar. Bademcikler vücuda giren mikroplarla savaşmak için antikor denilen maddelerin oluşumunda rol oynarlar. Bademcikler her insanda iki tanedir.

Bademcik iltihabı nasıl olur ?
Mikrop ve bakterilerle karşı karşıya kalan bademcikler iltihaplanırlar ve sık sık iltihaplanma sonrası da boyutları artar. Her iltihaplanma bademcikleri büyütür ancak uygun tedavi sonrası tekrar küçülür. Ancak iltihabın görünümü her zaman aynı olmaz. Bazen hafif kızarıklık görülürken, bazen bademciklerin üzeri beyaz ve sarı tabaka ile kaplanır. Üzeri gözenekleşir. Nokta tarzında iltihaplar görülebilir. Başka tablolar ile karışımını önlemek için mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Uzmanınca görülmelidir.

Bademcik iltihabı nasıl belirti verir ?
Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yutma sırasında takılma hissi, ateş, halsizlik, ağızda kötü koku, boyun bezelerinde şişme, konuşma değişikliği gibi yakınmalar bademcik iltihabını düşündürmelidir.

Bademcik iltihabında antibiyotik kullanmak gerekli midir ?
Evet. Antibiyotikler sayesinde son yıllarda bademcik iltihabı fazla sorun yaşanmadan tedavi edilebilmektedir. Ancak bunun içinde “boğaz kültürü” diye bilinen hastalandırıcı mikrobun tipinin belirlenmesi çalışmalarının yapılması yerinde olur. Özellikle sık yineleyen olgularda “boğaz kültürü” mutlaka gerekir. İltihap ortadan kaldırılsa da bazen bademciğin büyüklüğü ortadan kalkmayabilir.

Bademcikler ne zaman ameliyat edilmelidir ?
Bademcikler geçirdikleri sık iltihaplar sonrası artık savunma sisteminin bir parçası olmaktan çıkıp kendileri vücudu zayıf hale getiren birer yapı olurlar. O zaman ameliyatla alınmaları gerekir. Mikrop üreten konumda oluşları dışında solunumu ve yutmayı engelleyecek denli büyük bademcikler de alınmalıdır. Yine kendi iltihapları sonucu yakın organlarında hastalanmalarına yol açan konuma gelmiş iseler alınmaları gerekir. Bu gibi durumlarda doktorunuz operasyon için gerekli tetkikleri yapacak ve öneride bulunacaktır.

Ameliyat uyutularak mı yapılır ?
Çocuklarda mutlaka genel anestezi ile yapılır. Ancak uyum gösterebilecek ve 18 yaşın üzerindeki erişkinlerde çoğu kez lokal anestezi ile ameliyathane gibi donanımlı ortamlarda yapılması tercih edilir.

Bademcik ameliyatı risklimidir ?
Her operasyon olduğu gibi bu ameliyat da risklidir. Bu risk anesteziden kaynaklanacağı gibi ameliyatın kendisinden de kaynaklanabilir. Bademcik ameliyatı, doku çıkarıldıktan sonra kesi yeri dikilmeyen, açık bırakılan iki saha bırakır. Bu sahalar bir süre açık kalır ve kabuklanıp iyileşir. Kanama bu ameliyatın en önemli riskidir. Ancak teknolojik gelişme bu konuyu da en aza indirmiştir.

Bademcikler alınınca vücudun savunma sistemi zayıflamış olmuyor mu ?
Hayır. Çünkü vücutta savunma sistemine destek olan pek çok organ ve oluşum vardır. Bademcikler bunlardan sadece birisidir.

Alınan bademcikler yeniden büyür mü ?
Hayır. Bu yanlış bir değerlendirmedir. Yeterli şekilde alınmamış bademciklerde kalıntıların büyümesi bazen bademciğin büyümesi olarak düşünülür. Yeterli alınan bademcik tekrar büyümez.

Bademcik alınınca daha sık hasta olunur mu ?
Hayır. Bademcikler alınınca savunma sistemi vücudun başka kaynaklarını harekete geçirir. Ancak bademcikleri alınan hastalar, soğuk yiyecek ve içecekleri daha fazla tüketirlerse sonuçta sıklıkla yutak iltihabı (=farenjit) geçirirler.

Bademcik ameliyatı sonrası kanama ne zaman olur ?
Ameliyat sonrası kanama sıklıkla ameliyattan uyanma sırasında ıkınma, zorlanma gibi karın içi basıncın ve damar basıncının artması sonucu görülür. Bu nedenle ameliyattan sonraki ilk saatler önemlidir. Ancak ilk yirmidört saat hatta 7-10 gün sonra bile kanama görülebilir. Bu ameliyat hastanede yatmayı gerektirmeyen ameliyat olmasına karşın, kanama durumunda ailenin telaşlanmasının önüne geçmek için 24 saat hastanede yatırılması da mümkündür.

Ameliyat sonrası kontrol gerekir mi ?
Evet. Hastanın kontrolü cerrahınıza göre değişik zamanlarda yapılacaktır. İlk hafta görülür ve hastaya ameliyat yerindeki beyaz kabuklanmaların normal olduğu tekrar belirtilir.

Ameliyattan sonra ilaç kullanmak gerekir mi ?
Evet. Ağrı kesici genellikle verilir. Bu ilaç genellikle şurup ya da damla şeklinde olur.

Okunma: 1706

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
 
22 Temmuz 2010, Perşembe

Adaçayı (salvia officinalis)
Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur.

Faydası : Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Okunma: 2293

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 

Türk Halkı Yerel ve Ulusal Sorunlara İlgisiz
İspanya’nın en büyük bankalarından BBVA’ya bağlı uluslararası bir araştırma kuruluşunun ABD, Almanya, Rusya, Japonya,Türkiye, Şili, Fransa, İsrail, Meksika, İngiltere, Danimarka, İtalya ve İspanya’da 20 bin kişinin görüşü alınarak yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türklerin yüzde 62’si ülke sorunlarıyla yakından ilgilenmeyi tercih ediyor. Japonların yüzde 52’de kaldığı araştırmada ülke sorunlarına en fazla ilgi gösteren halk ise yüzde 79 ile Danimarkalılar oldu.
Konuşuyor ama hareket yok
Araştırmaya göre Türkler sorunlar karşısında demokratik talepleri için sokağa çıkmaktansa kendi kendine söylenmeyi veya medya aracılığı ile olayları takip etmeyi tercih ediyor. Türklerin son bir yıl içinde sadece yüzde 3.2’si protesto gösterisine katılırken, büyük bir çoğunluğu evde kalmayı yeğledi. Gösteri yapmayı en çok sevenler ise yüzde 34 ile İspanyollar oldu.
İmza vermekten çekiniyorlar
BBVA nın yaptığı araştırmada, Türklerin büyük bir çoğunluğunun demokratik bir hak olan imza toplamaya da sıcak bakmadığı ortaya çıktı. Ankete katılan Türklerin sadece yüzde 13.2’si herhangi bir konuda imza toplamaya yanaşabileceği yönünde görüş belirtti. Araştırmaya göre Türklerin siyasi ve sosyal olaylara katılımı da diğer ülke halklarına göre çok geride. Türkler bu alanda 13 ülke arasında yüzde 28 oranla 9’uncu olurken, Japonya, Rusya, Meksika ve Şili’yi geride bıraktı. Ayrıca Türkler Meksikalılarla birlikte siyasi konularda tavır almada en fazla arkadaşlarına danışan milletlerin başında geliyor. Türklerin yüzde 59’u demokratik istemler karşısında nasıl davranacağı konusunda arkadaşı veya ailesine danışıyor.

Okunma: 2480

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 
 
16 Temmuz 2010, Cuma

Tek kişilik kullanım için yapılmış özel saunalardır. Hastanın başı dışında tüm bedeni içinde kalacak şekilde kapaklı küçük bir odacıktır. Sıcak buhar ile birlikte ozon verilir. Deri ile temas eden ozon ciltteki gözeneklerden emilir. Bu amaçla kullanılacak ozon saf oksijenden elde edilebileceği gibi soluduğumuz ortam havasından da elde edilerek ozon hava karışımı olarak da uygulanabilir. Yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir tedavidir. Bu tedavi hastaya yaklaşık 400 – 500 kcal enerji kaybettirir. Bu nedenle uygulama sonrası bir süre dinlenme gereksinmesi doğabilir. Tedaviden sonra duş alınması önerilmez. Kurulanıp, günlük giysiler giyildikten sonra normal yaşantıya devam edilebilir.

Ozon terapisi vücutta iyileşmeyi hızlandırır,hastalıklara sebep olan mikroorganizmaları ve toksinleri yok eder.Böylece vücudu toksinlerden arınmasına yardımcı olabilmektedir.

Ozon Sauna Terapisinin Yararları

Ozon buhar terapisinin sağlığa yararları

Laktik asit üretimini indirgeyerek adeleleri gevşetir ve serbest bırakır

Toksinleri okside ederek kolayca elimine edilmelerini sağlar.

Kan dolaşımını hızlandırır,zedelenmiş adelelerin daha kolay onarılmasına yardımcı olur.

Periferal kan dolaşım yolları vazodilatasyonunu stümile ederek ağrıları dindirir.

Cildi temizler,yumuşatır ve gençleştirir.

Hücre solunumunu normalize eder.

Kronik yorgunluk ve çevresel hastalıklara karşı yardımcı olur.

Bağışıklık sistemini stimüle eder.

Okunma: 2497

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...
 

Kirli Çorap, Tırnak Mantarına Yol Açıyor; Ayağınız Kokmuyor Ama Çoraplar Hergün Değişsin

Değiştirilmeyen kirli çoraplar ile ortak kullanılan duş ve banyoların tırnak mantarına yol açtığı bildirildi. Uzmanlar, tırnak mantarına yakalanmamak için el ve ayakların sürekli temiz tutulması konusunda vatandaşları uyardı.

İHA muhabirinin bu konuda derlediği bilgilere göre, ‘Onikomikoz’ olarak adlandırılan tırnak mantarı enfeksiyonu ‘Dermatofit’ adı verilen organizmalar tarafından oluşturuluyor. Tedavisi mümkün bulaşıcı bir hastalık olan tırnak mantarının mutlaka doktor gözetiminde tedavi edilmesini öneren uzmanlar, “Bu yalnızca bir kozmetik sorun değil, tırnak yatağı ve plağını tutan bir enfeksiyondur. Tırnak mantarı tüm tırnak hastalıklarının yaklaşık yüzde 50’sini oluşturur” uyarısında bulundu. Tırnakta mantar enfeksiyonu varsa bunun görülebildiğini, kokusunun veya ağrının hissedilebildiğini vurgulayan uzmanlar, hastalığın, tırnaklarda sarı, yeşil veya kahverengi renklenme, tırnaklarda pul pul kalkma, tırnak altında kir birikmesi, ayaklarda kötü koku ve ayak tırnaklarında acı ile ortaya çıktığını kaydettiler. Yavaş ve kronik seyreden tırnak mantarının en sık rastlanılan tırnak hastalığı olduğunu belirten uzmanlar, tüm dünyada tırnak mantarının görülme sıklığının değiştiğini ifade ettiler. Mantarın genellikle tırnağın altına girerek burada etkili olmaya başladığını ifade eden uzmanlar şu bilgileri verdi:
Devamı »

Okunma: 2284

12345 (Bu yazıyı değerlendir!)
Loading ... Loading ...